Coğrafya Dersi Senebaşı Zümresi Toplantı Tutanağı (2018-2019) 2018-2019 Öğretim Yılı Coğrafya Dersi Plan Örnekleri Yeni Coğrafya Öğretim Programı (20.01.2018) 2016-2017 Öğretim Yılı Coğrafya Dersi Sene Başı Zümre Örneği 2017-2018 Öğretim Yılı Coğrafya Dersi Yazılı Örnekleri (9,10,11 ve 12.Sınıflar) 9-10-11-12.Sınıf Coğrafya Dersi Günlük Plan Örnekleri



Dünya Haritacılık Tarihinde Türkler ve Eserleri

Kullanıcı avatarı
Ihsan
Mesajlar: 2431
Kayıt: Çrş Ağu 21, 2013 8:34 pm
Ettiği Teşekkür: 121
Aldığı Teşekkür: 255

Dünya Haritacılık Tarihinde Türkler ve Eserleri

Mesaj gönderen Ihsan » Pzr Eyl 28, 2014 9:49 pm

Dünya Haritacılık Tarihinde Türkler ve Eserleri

BEYRUNİ (BİRUNÎ)

Türklerde coğrafya ile ilgili bilimsel çalışmaların başlangıcı büyük Türk bilgini Beyrunî ( Ebu Reyhan el Birunî olarak da tanınır.)' ye kadar uzanmaktadır.Yetiştiği dönemde, İslam ve batı dünyasında Beyrunî düzeyine erişebilen bir bilim adamına rastlanılmamaktadır. XI. Yüzyılı, bilim tarihçileri Beyrunî Çağı olarak da adlandırmışlardır.

Ortaçağ bilginlerinin ortak yanları, birçok bilim dalında çalışma yapmalarıdır. Beyrunî'de de bu özellik kendini açıkça gösterir. 148 eser verdiği bilinen Beyrunî, başta matematik, astronomi ve coğrafya olmak üzere fizik, tıp, eczacılık, doğabilim, jeoloji, sosyoloji, felsefe, tarih, dinler tarihi ve dilbilim dallarında 110 kitap yazmıştır. Bunlardan ancak 32 si günümüze kadar ulaşmıştır.

Resim
Beyrunî’nin Yükseklik Ölçeri

Beyrunî açı ölçmek için çeşitli aletler tanımlamış ve bunlardan birçoğunu kendisi yapmıştır. 994' de 7.5 m çaplı yatay bir daire ve gölge izlemek amacı ile bir gnomon yapmıştır. Bu aletle Güneş yüksekliğini ve azimutları 2' incelikle ölçmüştür. 1016'da yaptığı 3 m. çaplı 1' bölümlü kuadrant (çeyrek daire ) ile önemli astronomik gözlemler yapmıştır. Bu alet metal veya tahtadan olduğu anlaşılan 1 derece bölümlü bir halka ve ortadan dönebilen bir 'alidat'tan oluşmaktadır. Bu aletle düşey veya zenit açıları ölçülebiliyordu. İnceliğin arttırılması amacı ile çap büyük alınıyordu. 1019'da Beyrunî, 4.5 m. çaplı ve 1' bölümlü kuadrant kullanmıştır. Yükseklik ölçmek için yaptığı bir alet uzunluk ölçme ilkesine dayanıyordu.

Dünyanın kendi ekseni etrafında ve Güneş etrafında döndüğünü söylemiştir. Bu düşüncenin İslam ülkelerindeki ilk temsilcisidir. 1030'da Gazneli Mahmud'un oğlu için yazdığı "Al Kanun Al Mesudi" (Mesud'un Yasası) adlı kitabı bir ansiklopedi niteliğindedir ve trigonometri tarihi için çok önemlidir. Bu yapıtında kendisinden önce yazılmış tüm bilgileri derlemiş, kendi gözlem ve hesaplarını da eklemiştir. 11 ciltten oluşan bu kitapta; zaman ve takvim, trigonometri, küresel astronomi, özel astronomi problemleri (Ay hareketi, Ay'ın çeşitli zamanlardaki şekilleri, gezegen hareketleri, yıldız kataloğu) ve jeodezi konuları anlatılmaktadır.

Coğrafya ve matematiksel coğrafya konularında derinlemesine çalışmalar yapan Beyrunî özellikle yerleşim alanlarının enlem ve boylamlarını belirlemeye öncelik tanımıştır. İslamiyet'te mevki tayini büyük önem taşır. Namaz vakti kıbleye yönelmek gerekliliği, İslam kentlerinin Mekke'ye göre coğrafi mevkilerinin tayinini gerekli kılıyordu.

TAKİYÜDDİN

Adının yazılışından dolayı batılı kaynaklarda Arap kökenli olduğu ifade edilen Takiyüddin, 1521'de Şam'da dünyaya gelmiştir. VIII. Yüzyıla Suriye'ye yerleşmiş bir Türk ailesine mensup olduğunu, 1567-1568 yıllarında Nablus'ta yazdığı Reyhanetü'r Ruh adlı eserin sonunda verdiği seceresinde açıkça belirtmektedir.

Sokullu Mehmed Paşa ve Hoca Sadettin Efendi'nin desteklerini alıp, zamanın sultanı III. Murat’a başvurarak bir rasathane (gözlemevi) kurmak için gerekli izni almıştır.Tophane sırtlarında yer alan İstanbul Rasathanesi 1575-1580 yılları arasında faaliyet göstermiştir. Buradan 1577 yılı ramazan ayında bir kuyruklu yıldızın gözlemlendiği, bu astrolojik olayın İstanbul'da çok ilgi çektiği bilinmektedir.

Resim

Şehinşahnâme'de yer alan bir minyatür, rasathane odasını göstermektedir. Rasathane odasında baş râsıt Takiyüddin ve diğer râsıtlar aletleri kullanırken görülmektedir. Bu minyatürde görülen yer küresinin Takiyüddin tarafından yapıldığı söylenebilir.

Yer küresinde; Akdeniz'in boyunun aslından uzun oluşu, Brezilya'nın doğuya doğru çok fazla çıkıntı yaparak Afrika'ya yanaşması, Güney Kutbu'nun Ümit Burnu'na fazlaca yakınlığı dikkat çekicidir. Yine de yer küresinde yeni keşfedilen bölgelerin, Pirî Reis haritalarına göre aslına daha yakın çizildiği görülmektedir.

Haritacılığı destekleyen en önemli bilim dallarının astronomi ve matematik olduğu gerçeğinden hareket edildiğinde, Takiyüddin'in bu konulardaki üstün bilgisi nedeniyle, kürenin yapılışında fazla güçlük çekmediği kolayca söylenebilir.

İslam dünyasının son, Osmanlıların ilk ve tek rasathanesi, Şeyhülislam Kadızade Ahmed Şemsettin Efendi'nin kışkırtmaları sonucu 1580 yılında, Padişah III. Murat’ın Kılıç Ali Paşa'ya verdiği emir gereği, top ateşine tutularak yıktırılmıştır. Bu olayın, aynı yıllarda Danimarkalı astronom Tycho Brahe'nın (1546-1601) gözlem yaptığı döneme rastlaması ve bu gözlemler sonucunda Kopernik'in (1473-1543) ünlü teorisini kanıtlaması, Türk astronomisi adına şanssızlık sayılır.

İBRAHİM MÜRSEL (TABİB İBRAHİM EL-MÛRSÎ)

Aslen Trablusgarp'lı bir Türk denizcisi olup, hayatı hakkında fazla bir bilgi bulunmamaktadır. 1456 yılında çizdiği Akdeniz haritası ve 1460’da yaptığı Güney Avrupa Haritası ile Türk Haritacılık tarihinde önemli bir yere sahiptir. 1567’de yapılan Ali Macar Reis Atlası’na kaynak olan haritalar arasında; hem tarih hem de nitelik bakımından baş yapıt olan Güney Avrupa Haritası, Akdeniz, Ege ve Karadeniz’i mükemmel bir doğrulukta göstermektedir. Bu Harita sadece Osmanlı Haritacılığının değil, Venedik Haritacılığının da ana kaynaklarından biri olup, İstanbul Deniz Müzesi'nde sergilenmektedir.

Resim
İbrahim Mürsel’in Güney Avrupa Haritası

PİRÎ REİS

Osmanlı Türklerinde gerçek anlamda haritacılık Pirî Reis ile başlar. Pirî Reis’in Kitab-ı Bahriye adlı eseri bir Türk’ün meydana getirdiği en önemli denizcilik eseri olarak kabul edilmekte, Dünya Haritası ve Kuzey Amerika Haritası’nın çizimlerindeki isabet ve projeksiyon sistemindeki mükemmellik, Dünya’da büyük hayranlık ve hayret uyandırmaktadır.

Pirî Reis 1517’de I. Selim’in Mısır seferine, Osmanlı donanması amirallerinden biri olarak katılır ve 1513 tarihini taşıyan dünya haritasını Yavuz’a takdim eder. Barbaros’un ünlü reislerinden halazadesi Muhiddin Reis ile Akdeniz’de bazı seferlere de katılan Pirî Reis, sonraki yıllarda daha çok Gelibolu’da haritalar ve Kitabı- Bahriye ile meşgul olmuştur. 1524 yılında Mısır Beylerbeyi Hain Ahmed Paşa’nın isyanını bastırmak için yola çıkan Kanuni’nin gözde sadrazamı İbrahim Paşa’nın donanmasına kılavuz kaptan olarak katılmıştır. Bu sefere Rodos’a kadar öncülük eden Pirî Reis, Paşa’nın kötü hava şartları nedeniyle karadan devam etme isteği yüzünden Gelibolu’ya geri dönmüştür. Kitab-ı Bahriye’sini temize çekerek 1526’da, Kuzey Amerika haritasını hazırlayıp 1528’de, Kanuni Sultan Süleyman’a sunar ve büyük takdir toplar.

Pirî Reis’in I. Dünya Haritası

Pirî Reis Haritası 1929 yılında bulunmuştur. İstanbul basınında yer alan yazılardan sonra Ankara’ya taşınan harita, Atatürk ve tarihçiler tarafından incelenmiş, Atatürk’ün özel ilgi ve emirleri ile devlet matbaasında basımı yapılmıştır. Birinci Dünya Haritası adıyla anılan ve ceylan derisi üzerine çizilen, dokuz renkte boyanıp resimlenmiş harita 86 cm. boyundadır. Üst yanında genişliği 61 cm., alt yanında ise 41 cm.dir.

Resim

Harita tipik bir deniz haritasıdır. Enlem ve boylam çizgileri yerine rüzgar gülü ve yön çizgileriyle, efsanevi ve gerçekçi resimlerle süslenmiştir. Tamamının 21 veya 22 parçadan oluştuğu tahmin edilen haritanın eldeki bu tek parçası, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde korunmaktadır.

Piri Reis’in II. Dünya Haritası

Pirî Reis’in birinci haritasının kayıp parçalarının aranması sırasında yeni bir harita bulunmuştur. Ceylan derisi üzerine, sekiz renkle boyanmış, eşsiz Osmanlı tarzı süsleme çerçeveyle bezeli ve ilk haritadan daha özenli yapılan bu harita da tipik bir deniz haritasıdır. Pirî Reis tarzının tipik örneği olan harita, 69x70 cm. boyutlarındadır. Haritadaki çerçevenin sadece kuzey ve batı kenarlarda bulunması, kenar yazılarının yarım kalması bu haritanın da bir parça olduğunu göstermektedir. Kalan parça Atlas Okyanusu’nun kuzeyini, Kuzey ve Orta Amerika’yı kapsamaktadır.

Kopuk olan kısımlarının sınırları, alt kenarda Antarktika, sağ kenarda ise İstanbul’dur. Pirî Reis, Osmanlı başkenti ile yeni dünyayı büyük ölçekli tek haritada göstermek istemiştir. Bu haritayla Kanuni Sultan Süleyman’a yeni coğrafi keşifleri ve Yeni Dünyanın yerini, Osmanlı ülkesine uzaklığını anlatmak amacını gütmüştür.

İlk haritada bulunan bazı hayali adaların bu haritada yer almaması, Yengeç Dönencesi’nin çizilmiş olması, Amerika kıyılarının daha da isabetli çizilmesi, Pirî Reis’in birincisinden daha doğru bir harita oluşturma amacını ortaya koymaktadır. Yukarıdaki yeniliklerden yola çıkarak, Pirî Reis’in bu kıyılarda Colombus’tan sonra yapılan yeni keşif gezilerini günü gününe izleyip haritalarına işlediği açıkça ortaya çıkmaktadır.

Kitab-ı Bahriye

Kitab-ı Bahriye, Türklerin coğrafya alanında oluşturduğu eserlerin en mükemmelidir. Batı ülkelerinde Akdeniz’i bu denli ayrıntılı olarak anlatan portolona rastlanmamaktadır.

Bahriye’yi 1521’de tamamladığında 50 yaşın üzerinde, otuz yılı aşkın deneyim ve bilgi birikimi sahibi idi. O yıllarda büyük itibar gören Bahriye’nin Gelibolu’daki denizcilerce okunup kopya edildiği bilinmektedir.

Kitab-ı Bahriye’nin Kanuni’ye sunulmasına, Sadrazam İbrahim Paşa’nın 1524 yılında Mısır’da çıkan kargaşayı bastırmaya gidişi vesile olmuştur. İbrahim Paşa Pirî Reis’i klavuz olarak kendi gemisine almıştır. Sefer sırasında Pirî Reis, hazırladığı klavuzdan yararlanmış, bu durum İbrahim Paşa’nın dikkatini çekmiştir. Sadrazam, eserin temize çekilip Kanuni’ye sunulmasını istemiştir. Pirî Reis Gelibolu’ya dönüşünde Kitab-ı Bahriye’yi gözden geçirmiş, daha çok dünya coğrafyası ve coğrafi terimlerin yer aldığı manzum bölümü eklemiş, haritalarını çoğaltmış, 1526 yılında İbrahim Paşa vasıtasıyla padişaha sunmuştur.

Pirî Reis liman ve kıyıların su derinlikleri, demir atma yerleri, kıyı bitki örtüsü, içme suyu ve gemi inşaatına ait imkanları açıkladığı gibi, insanlar, dinler ve politik güç dengeleri hakkında ayrıntılı bilgi verir. Eser, Arkeolojik bilgiler de taşır. Kitab-ı Bahriye, bu alanda çalışanlar için ilgi çekici bir başvuru kitabı olmuştur. Kentlerin haritalarında, önemli binaların resimleri de yer alır. Bahriye; benzersiz bir Akdeniz seyahatnamesi olarak değerlendirilebilir. Pirî Reis hakkında birinci elden bilgiler taşıması da, Bahriye’yi önemli kılan diğer unsurdur.

Kitab-ı Bahriye’nin 1521 ve 1525 tarihli iki ayrı orijinal yazması henüz ele geçmemiştir. Bu iki yazmadan kopya edilen eserler İstanbul’da çeşitli kütüphanelerde yer almaktadır. 1521 tarihli yazmanın 8 kopyası Avrupa’nın çeşitli kütüphanelerindedir. Bu yazmalardaki harita sayıları değişiktir. Harita sayısının en yüksek olduğu (223 adet) yazma, Topkapı Sarayı’nda bulunmaktadır.

MATRAKÇI NASUH (Minyatürlerde Harita)

Matrakçı Nasuh tarihçi, silahşör, hattat ve bir ressam olarak 16. yüzyılın en ilginç kişilerinden birisiydi. 15. yüzyıl sonlarına doğru Bosna’da doğan Nasuh, devşirme olarak küçük yaşta Osmanlı sarayına alınmış ve Sultan II. Bayezid döneminin son yıllarında Enderun’da eğitim görmüştür. Kendi buluşu olduğu söylenen "Matrak" adlı sopa ile oynanan spor oyununda, üstün başarı gösterip üstat olması nedeni ile, Matrakçı namı ile tanınır olmuştur. Anadolu, Irak ve İran'ın batısında bulunan kentlerin ve yolların gösterildiği, çok değerli bir kara atlası Matrakçı Nasuh'un “Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn-i Sultan Süleyman Han” adlı eseridir. Kent planları atlası özelliği ile karşımıza çıkan Matrakçı’nın bu en ünlü eseri, 88 sayfa metin, 107 sayfa minyatür, 25 minyatürlü metinden oluşur ve 218 sayfadır.

Resim

Eser, topoğrafik haritalardan elde edilebilecek bütün bilgileri kapsamaktadır. Ancak, haritaların mutlak özelliklerinden olan yön ve alanın ihmal edildiği hemen göze çarpmaktadır. Menazil'e; minyatürlerden oluşmuş kent planları atlası denilebilir. Minyatür kent planları 16. Yüzyıl Anadolu mimari ve kentleşmesinin saptandığı özenli görsel belgeler özelliğini de taşırlar.

Kitaptakiler arasında en büyük ilgiyi, İstanbul ve Galata kent planı görmüştür. İstanbul, Haliç, Galata, Üsküdar'ın küçük bir bölümünde üç yüze yakın önemli yapı gözler önüne serilmiştir. Osmanlı başkentinin topoğrafya ve mimarisi hakkında önemli bilgiler taşımaktadır. Dikdörtgen bir sayfaya sığdırılmaya çalışılan İstanbul bölümünün üçgen alanı, Yedikule-Haliç çizgisinde sıkıştırılıp daraltılmıştır. Bu topoğrafik bozulma, tarihi yapıların yoğunlaştığı Sultan Ahmet-Sarayburnu bölümünün gereğinden geniş tutulmasından meydana gelmiştir.

Matrakçı Nasuh'un Mecmu-i Menazil ile aynı nitelikleri taşıyan iki eseri daha bulunmaktadır. Eserde, 32 adet minyatür bulunmaktadır. Tarihi bir kitap olmasının yanı sıra, topoğrafik yönü de ağır basmaktadır.

SEYDİ ALİ REİS

XVI. Yüzyılda coğrafya alanında eserler vermiş Osmanlı denizcilerinden biri de Seydi Ali Reis’tir. Kanuni ile Rodos’un fethinde bulunmuş, Barbaros Hayreddin Paşa’nın yanında yelken açıp Preveze Deniz Savaşı’nda Osmanlı Donanması’nın sol kolunda yer almıştır. Daha sonra Sinan Paşa ile seferlere çıkmış ve filo komutanlığı yapmıştır.

Resim

1553’de Mısır Kaptanlığı’na atanmış ve Basra’da bulunan Hint Denizleri filosunu Mısır’a getirmekle görevlendirilmiştir. Bu görev aynı zamanda coğrafya alanında eşsiz bir eser vermesini de sağlamıştır.

1554’de Ahmedabat'ta yazdığı "Muhit Hint Denizleri"; yelken açan denizcilere klavuz almadan sefer etme olanağını sağlayacak bilgiler taşıyan bir eserdir. On bölümden oluşan eser, şu konuları içerir: Yön tayini, zaman hesabı, takvimler, pusula taksimatı, denizcilik için önemli bazı yıldızların yeri ve adları, ünlü limanlarla adaların kutup yıldızına göre yerleri, astronomik bilgiler, rüzgarlar ve muson yağmurlarının başlangıç tarihleri, sefer yolları, büyük tufanlar ve alınacak önlemler. Muhit’in dördüncü bölümünün ekinde, Amerika kıtası hakkında bilgiler bulunmaktadır. Buna göre Muhit, Kitab-ı Bahriye’den sonra Yeni Dünya ile ilgili ikinci yazılı bilgi kaynağı olmaktadır.

Muhit’e ek olarak bölge haritalarının bulunması bu tür portolonların ortak özelliklerindendir. Bu haritaların, ileri tarihlerde Osmanlı Sarayı’nda meydana getirilen bazı atlaslara kaynak olduğu söylenebilir.

Seydi Ali Reis'in Muhit ve Mirat’ül Memalik’ten başka iki kitabı daha bulunmaktadır. Astronomiye ait bilgiler içeren bu kitaplardan ilki, Ali Kuşçu’nun Fethiye adlı eserinin çevirisine ilavelerle oluşturduğu Hulasatü’l Hey’e’dir. Diğer eseri Mir’at-ı Kâinat’ta, usturlabın kullanışı ve yapımı, yıldızların ve güneşin yüksekliğinin ölçülmesi, zaman ölçümü ve kıblenin belirlenmesi üzerine bilgiler vermektedir. Seydi Ali Reis, yerin yuvarlak olduğunu, dağların yüksekliğinin yerin yuvarlaklığını bozmayacağını söylemiştir. Yer yarıçapının 1545 fersah olduğunu yazmış ve ağır cisimlerin yerin merkezine doğru düştüklerini eklemiştir.

ALİ MACAR REİS ve ATLASI

Ali Macar, Akdeniz'i kasıp kavuran, Osmanlı korsan reislerinden biridir. Savaşçılıklarının yanı sıra deniz bilimlerinde de üstün bilgilere sahiptirler. Osmanlı denizciliği ve kartoğrafyasının öncüsü olmuşlardır. Kanuni'nin ölümü (1566) üzerine tahta çıkan II. Selim'in, Kıbrıs'ı fethe hazırlandığı sırada gönüllü levent reislerini donanmada görev almaya çağırdığı bilinmektedir. Ali Macar bu çağrıya uymuş ve adet olduğu üzere haritalarını saraya sunmuştur.

1567'de yapılan Ali Macar Reis Atlası'na kaynak olacak birçok harita, İstanbul'daki müzelerde yer alır. Bu portolonlardan ikisi, hem tarih hem de nitelik bakımından çok önemlidir. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndeki, Tunuslu İbrahim Kâtibî'nin 1413 yılında yaptığı Akdeniz portolonu ile Deniz Müzesinde bulunan İbrahim Mürsel'in 1460'da yaptığı portolon, Akdeniz, Ege ve Karadeniz'i mükemmel bir doğrulukta göstermektedir. Bu haritalar sadece Osmanlı haritacılığının değil, Venedik haritacılığının da ana kaynaklarından biridir.

Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Hazine Kitaplığı’nda bulunan Ali Macar Reis Atlası, yedi haritadan oluşur. 18 sayfadan oluşan atlasta, haritalar yedi çift sayfa üzerinde 31x43 santimlik alanı kaplar. Deri parşömen üzerine çizilmiştir. Atlasta yer alan ilk altı harita, XVI. Yüzyıl Osmanlı deniz haritalarının tipik örneğidir. Sonuncusu bir Dünya haritasıdır. Atlasta bulunan ilk altı harita, portolonların tipik özelliklerini taşır ve tamamında on yedi adet rüzgar gülü bulunur. Dünya haritası ve ikinci Ege Haritası dışında, önemli kentler ve kaleler, renkli basit minyatürlerle gösterilmiştir. Kentlerin adları siyahla yazılmış ve böylece portolonlarda önemli limanların kırmızı ile yazılması kuralının dışına çıkılmıştır. Haritaların tamamı kuzeye yönlendirilmiş ve siyasi sınırlarla ilgili hiç bir bilgi verilmemiştir.

Resim
Dünya Haritası – Ali Macar Reis Atlası’nın Son Haritası

MENEMENLİ MEHMED REİS HARİTASI

Osmanlı deniz haritacılığının 16. Yüzyıl sonuna tarihlenen bu eşsiz örneği, İtalya’nın Venedik kentinde, Correr Müzesi’nde bulunmaktadır. 1590 yılında Menemenli Mehmed Reis tarafından yapılan bu deniz haritasında; Batı Anadolu kıyıları, Ege Denizi, Yunan Yarımadası yer alır. Türk haritacılık geleneğinin tipik ürünlerinden olan Menemenli portolonunun en büyük özelliği, elimizde bulunan diğer harita ve atlaslar gibi Osmanlı Sarayı’na ya da makam sahibi kişilere sunulmadan günümüze ulaşmış tek örnek olmasıdır.

Resim

Harita, 81x56 cm. boyutlarında, 1:1.200.000 ölçeğinde olup, üzerinde yapımcısının kimliği ve yapım tarihi açıkça yazılıdır. Harita üzerinde yer alan Osmanlıca yazılar, denizcilerimizin terminolojisine tamamen uygundur. Menemenli’nin haritası, Ali Macar Reis Atlası’nın altıncı haritasına çok benzemekte, ancak dikkatle incelendiğinde çizimlerin modern haritalara daha yakın olduğu görülmektedir.

KÂTİP ÇELEBİ

Ünlü Türk bilginlerinden olup 1591 yılında İstanbul'da doğmuştur. Fıkıh, Hadis, Tefsir ve Mantık gibi bilimlerin yanında, matematik, astronomi ve özellikle coğrafya öğrenmiştir. Arapça ve Farsça'yı çok iyi bilen ve tarih, coğrafya, bibliyografya ve toplum bilimi alanlarında 27 yapıtı bulunan Kâtip Çelebi, Girit Seferi sırasında (1645-1646) haritaların nasıl yapıldığını öğrenmiştir.

"Cihannüma" (Dünyayı gösteren) adıyla yazdığı eser, doğu görüşten batı görüşe geçişte bir dönüm noktasıdır. Beş Haritalı, 75 sayfa olan ve 1648'de yazılmaya başlanan bu kitapta dünyanın yuvarlaklığı üzerine kanıtlar verdikten sonra, Japonya'dan Erzurum ve Irak'a kadar ülkelerin coğrafyasını, kısa tarihini, bitki ve hayvanlar alemini anlatmaktadır. Bu kitap, İbrahim Müteferrika tarafından matbaanın İstanbul'da kurulmasından hemen sonra 1752'de basılmış ve çeşitli dillere çevrilmiştir. İstanbul'da ilk defa pusula sapmasını belirlemiştir.

Resim

Kaynak:
[Teşekkür Butonu][Sosyal Medya Hesaplarımız][Site Kuralları]
"Özgürlük uğrunda herşeyi göze alabilenlerin hakkıdır!"


  • Rastgele Başlık
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj